🔍

ص

Sad Suresi

38. Sure · 88 Ayet · Mekke

📖Sure📋Meal Sure
. Ayet / 88

اِنَّا سَخَّرْنَا الْجِبَالَ مَعَهُ يُسَبِّحْنَ بِالْعَشِيِّ وَالْاِشْرَاقِۙ

Meal ve Tercümeler

51 yazar
Ahmed HulusiTürkçe Kur'an ÇözümüTürkçe

Doğrusu biz, akşam ve Güneş doğduğu vakit tespih eder (işlevlerini yerine getirir) halde, dağları (benlik sahiplerini) Ona boyun eğdirdik.

Ali BulaçKur'an-ı Kerim ve Türkçe AnlamıTürkçe

Doğrusu biz dağlara boyun eğdirdik, akşam ve sabah kendisiyle birlikte (Allah'ı) tesbih ederlerdi.

Bayraktar BayraklıYeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an MealiTürkçe

Doğrusu biz, dağları Davud'un emrine vermiştik. Gece-gündüz onunla birlikte Allah'ı anmaktadırlar.

Diyanet İşleriKur'an-ı Kerim Türkçe MealiTürkçe

(18-19) Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Davud'un emrine verdik. Onların her biri Allah'a yönelmişlerdi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)Mesaj: Kuran ÇevirisiTürkçe

Dağları onun emrine vermiştik; onunla birlikte akşamleyin ve tan doğumu (Tanrı'yı) yüceltirlerdi.

Elmalılı Hamdi YazırKur'an-ı Kerim ve Yüce MealiTürkçe

Çünkü biz onun maıyyetinde dağları müsahhar kılmıştık: tesbih ederlerdi akşamleyin ve işrak vaktı

Elmalılı (sadeleştirilmiş)Türkçe

Biz dağları onun emrine vermiştik, akşam ve işrak vakti onunla birlikte tesbih ederlerdi.

Gültekin OnanTürkçe

Doğrusu biz dağlara boyun eğdirdik, akşam ve sabah kendisiyle birlikte (Tanrı'yı) tesbih ederlerdi.

Hasan Basri ÇantayKur'an-ı Hakim ve Meal-i KerimTürkçe

Gerçek biz dağları (kendisine) müsahhar kıldık ki bunlar akşamlayın ve kuşluk vakti onunla birlikde durmayıb tesbih ederlerdi.

İbni KesirTürkçe

Biz, gerçekten dağları onun buyruğuna vermiştik. Sabah ve akşam tesbih ederlerdi.

Muhammed EsedKur'an MesajıTürkçe

(ve bunun için,) her sabah ve her akşam sınırsız kudret ve egemenliğimizi anarken dağları o'na eşlik ettirirdik,

Şaban PirişKur'an-ı Kerim Türkçe AnlamıTürkçe

Biz, dağları ona boyun eğdirmiştik. Akşam sabah onunla tesbih ederlerdi.

Suat YıldırımKuran-ı Kerim ve MealiTürkçe

(18-19) Biz sabah akşam kendisiyle zikir ve ibadet etmeleri için dağları, toplu haldeki kuşları onun hizmetine vermiştik. Her biri onun ahengine katılır, beraber zikrederlerdi.

Süleyman AteşKur'an-ı Kerim ve Yüce MealiTürkçe

Biz dağları onunla beraber (tesbih etmeleri için) boyun eğdirmiştik; akşam sabah onunla tesbih ederler (onun yaptığı tesbihle çınlarlar)dı.

Yaşar Nuri ÖztürkKur'an-ı Kerim MealiTürkçe

Dağları onunla birlikte buyruk altına almıştık: Akşam sabah birlikte tespih ederlerdi.

Mustafa İslamoğluHayat Kitabı Kur’anTürkçe

İşte bu yüzden, her sabah ve her akşam, onunla birlikte emrimize amade kıldığımız dağlar da kudret ve ihtişamımızı dillendirirdi;

Erhan Aktaş (Eski Baskı)Kerim Kur'anTürkçe

Dağları emrine amade kıldık. Akşamdan gündoğumuna[1] onunla birlikte tesbih[2] ederlerdi.

Ali Rıza SafaKur'an-ı Kerim GerçekTürkçe

Kuşkusuz, Biz, dağlara boyun eğdirdik. Onunla birlikte, akşamsabah yüceltirlerdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)Süleymaniye Vakfı MealiTürkçe

Akşamleyin ve kuşluk[1] vaktinde onunla birlikte ibadet eden dağları, hizmetine vermiştik.

Edip YükselMesaj: Kuran ÇevirisiTürkçe

Dağları onun emrine vermiştik; onunla birlikte akşamleyin ve tan doğumu (Tanrı'yı) yüceltirlerdi.

Mehmet OkuyanKur’an Meal-TefsirTürkçe

Biz dağları (onun) hizmetine vermiştik. Akşam ve kuşluk vakti onunla birlikte tesbih ederler (yüceltirlerdi).[1]

Erhan Aktaş (10. Baskı)Kerim Kur'anTürkçe

Dağları boyun eğdirdik. Akşamdan gündoğumuna[1] onunla birlikte tesbih[2] ederlerdi.

Erhan AktaşKerim Kur'anTürkçe

Dağları boyun eğdirdik. Akşamdan gündoğumuna[1] onunla birlikte tesbih[2] ederlerdi.

Süleymaniye VakfıSüleymaniye Vakfı MealiTürkçe

Biz dağları boyun eğdirdik. Akşamleyin ve kuşluk[1] vaktinde Davud'la beraber tesbih (ibadet) ederlerdi[2].

Rashad KhalifaThe Final TestamentEnglish

We committed the mountains in his service, glorifying with him night and day.

The Monotheist GroupThe Quran: A Monotheist TranslationEnglish

We commissioned the mountains to glorify with him, at dusk and dawn.

Edip-LaythQuran: A Reformist TranslationEnglish

We committed the mountains to glorify with him, during dusk and dawn.

Abul A'la MaududiTafhim commentaryEnglish

With him We had subjected the mountains that they join him in celebrating Allah's glory, evening and morning,

Abdullah Yusuf AliEnglish

It was We that made the hills declare, in unison with him, Our Praises, at eventide and at break of day,

Al-Hilali & KhanEnglish

Verily, We made the mountains to glorify Our Praises with him [Dâwûd (David)] in the ‘Ashî (i.e. after the mid-day till sunset) and Ishrâq (i.e. after the sunrise till mid-day).

Abdul HaleemEnglish

We made the mountains join him in glorifying Us at sunset and sunrise;

Marmaduke PickthallEnglish

Lo! We subdued the hills to hymn the praises (of their Lord) with him at nightfall and sunrise,

Taqi UsmaniEnglish

We had subjugated the mountains to join him (in) making tasbīH (i.e. pronouncing Allah’s purity) at evening and sunrise,

Mustafa KhattabThe Clear QuranEnglish

We truly subjected the mountains to hymn ˹Our praises˺ along with him in the evening and after sunrise.

Bijan MoeinianEnglish

He was given the authority to order the mountains to join him in praising the Lord every morning and every evening.

E. Henry PalmerEnglish

Verily, we subjected the mountains to celebrate with him our praises at the evening and the dawn;

George SaleEnglish

We compelled the mountains to celebrate our praise with him, in the evening and at sun-rise,

Mohamed Ahmed - SamiraEnglish

We subjugated the chiefs (of tribes) to struggle day and night with him,

Ali Quli QaraiEnglish

Indeed We disposed the mountains to glorify [Allah] with him at evening and dawn,

Amatul Rahman OmarEnglish

Indeed, We made (the people of) the mountains subservient to him (and) they celebrated (Our) praises at nightfall and at sunrise,

Hamid S. AzizEnglish

Surely We made the mountains sing the glory (of Allah) in unison with him at nightfall and sunrise,

Mahmoud GhaliEnglish

Surely to him We subjected the mountains with him to extol at nightfall and sunshine.

Arthur John ArberryEnglish

With him We subjected the mountains to give glory at evening and sunrise,

Aisha BewleyEnglish

We subjected the mountains to glorify with him in the evening and at sunrise.

Muhammad AsadEnglish

[and for this, ] behold, We caused the mountains to join him in extolling Our limitless glory at eventide and at sun­rise,

Abdel Khalek HimmatAl- MuntakhabEnglish

We subdued for him the mountains to play the echo to his praises and join him in hymning and ascribing the praises to Allah at night fall and at the break of the day.

Shabbir AhmedEnglish

Behold, We subdued for him the strong Mountain Tribes that strove along with him night and day.

Progressive MuslimsEnglish

We committed the mountains to glorify with him, during dusk and dawn.

Syed Vickar AhamedEnglish

Verily, We made the hills recite Our Praises together with him, in evening and at break of day,

Sahih International(Umm Muhammad, Mary Kennedy, Amatullah Bantley)English

Indeed, We subjected the mountains [to praise] with him, exalting [ Allah ] in the [late] afternoon and [after] sunrise.

Sam GerransThe Qur'an: A Complete RevelationEnglish

We made subject the mountains with him giving glory at evening and sunrise,